Tedaviye dirençli ülseratif kolit hastalarında apendektomi ameliyatının kolit ataklarını ve bağırsak ameliyatı ihtimalini azalttığı birçok çalışmada gösterilmiş olup Avrupa Crohn ve Kolit Organizasyonunun uluslararası kılavuzuna yeni bir tedavi yöntemi olarak girmiştir.
Uygun hastalarda laparoskopik olarak uygulanacak apendektomi ameliyatı ülseratif kolit hastalarında yeni bir umut olabilir.
Ülseratif kolit hastalarında uygulanan immün düzenleyiciler, biyolojik ajanlar, hedefe yönelik ilaç tedavilerine rağmen hastaların ancak sınırlı bir kısmı tam remisyona ulaşabilmektedir. Yüzde 10-20 kadar hastada ise tedavilerin akut ya da kronik dönemde başarısızlığı, tedavilere bağlı yan etki gelişmesi, kanser gelişmesi gibi nedenlerle kolektomi dediğimiz nispeten riskli sayılabilecek kalın bağırsak ameliyatı gerekebilmektedir.
İlaç tedavilerinin istenilen düzeyde remisyon sağlayamaması ve kolektomi gibi büyük cerrahilerin olası riskleri karşısında klinisyenler alternatif tedavi yaklaşımlarını da göz önünde bulundurmuştur.
Özellikle pediatrik ülseratif kolit hastaları ile ilgilenen hekimlerin daha önce apendektomi (apendiks çıkarılması ameliyatı) geçiren çocuklarda daha az oranda ülseratif kolit geliştiğini fark etmeleri üzerine yapılan çok sayıda epidemiyolojik çalışma bu gözlemin geçerli olduğunu doğrulamıştır.
Yapılan meta-analizlerde daha önce apendektomi olan bireylerde kolit gelişme riskinin %40 ile %70 gibi daha az oranda olduğu bildirilmiştir. Özellikle 20 yaş öncesinde apendektomi geçiren bireylerde sonraki yaşlarda ülseratif kolit gelişme ihtimalinin daha az olması erken dönem immün sistem olgunlaşmasında apendiksin rol oynadığını düşündürmüştür.
Bunun dışında, apendektomi ameliyatının yapılma gerekçesinin de koruyuculuk düzeyini doğrudan etkilediği görülmüştür. Diğer bir deyişle, akut apandisit veya periapendiküler inflamasyon (ülseratif kolit hastalarında kolonoskopi sırasında apendiks girişinde kızarıklık, iltihap görülmesi) nedeniyle yapılan apendektomilerin, insidental (başka bir cerrahi sırasında tesadüfen) yapılan apendektomilere kıyasla çok daha belirgin bir koruyucu etki oluşturduğu görülmüştür.
Bu gözlemlerin dışında birçok moleküler çalışma da gerek ürettiği salgılar gerekse barındırdığı bakteri florası nedeniyle apendiksin ülseratif kolit hastalarında önemli olduğunu göstermiştir.
Son olarak, ülseratif kolit hastalarının kolektomi veya apendektomi materyallerinin patolojik incelemesinde tüm kolon tutulu olmasa bile apendikslerinde belirgin histolojik inflamasyon saptanmıştır. Apendiks ağzına yerleşmiş bu izole iltihap alanı (peri-appendiküler patch) apendiksin hastalık başlangıcında ve devamlılığında bir immün aktivasyon odağı olabileceğini düşündürmektedir.
Bunca gözlemsel ve histolojik veriden yola çıkarak ülseratif kolit tanısı almış hastalarda apendektomi uygulanmasının etkileri birçok araştırmacı tarafından çalışılmıştır:
Bolin ve arkadaşları 2009 yılında yalnızca ülseratif proktit (rektumda kolit) hastalarını dahil ettikleri prospektif pilot çalışmada apendektomi sonrası oldukça başarılı klinik sonuçlar bildirmiştir.
Ardından yürütülen prospektif bir pilot çalışma olan PASSION çalışmasında, medikal tedaviye dirençli olan ve halihazırda total kolektomiye (kolonun tamamen çıkarılmasına) sevk edilmiş dirençli ülseratif kolit hastalarına apendektomi uygulanmış; hastaların %30’unda 1. yılın sonunda anlamlı klinik yanıt elde edilerek kolektomi gereksinimi önlenmiştir.
Bu verilerin ardından apendektominin medikal tedaviye ek olarak tedavi edici etkinliğini ölçen iki büyük çalışma literatürde dönüm noktası oldu:
ACCURE randomize kontrollü çalışması remisyonda olan kolit hastalarında ilaç tedavisine ek olarak apendektomi uygulanan hastalar ile sadece ilaç tedavisi uygulanan hastaları karşılaştırdı. Apendektomi uygulanan hastalarda 1 yıl sonunda nüks etme oranı %20 daha az bulundu.
Diğer bir çalışma olan COSTA çalışmasında ise biyolojik ajan başarısız olmuş orta ya da ileri derece kolit hastalarında bir gruba apendektomi diğer gruba yeni nesil ilaç tedavisi (JAK inhibitörü) uygulandı. Apendektomi olan hastalarda hastalığın yatışması %32 hastada mümkün oluyorken ilaç kullananların %12 kadarında oldu.
Dolayısıyla yerleşik ülseratif kolit hastalarında geriye dönük ve ileriye dönük gözlemsel veriler, apendektominin hastalık aktivitesini hafiflettiğini, kortikosteroid bağımlılığını ve ileri biyolojik ajan ihtiyacını düşürdüğünü, en önemlisi de uzun dönemde kolektomi oranlarını anlamlı ölçüde azalttığını göstermektedir.
İltihabi bağırsak hastalığının tedavisi ile ilgili çalışmalar yürüten Avrupa Crohn ve Kolit Organizasyonu (ECCO) da 30 Haziran 2026 tarihinde yayınladığı ülseratif kolit hastalarında cerrahi tedavi kılavuzunda (laparoskopik) apendektominin ilaç tedavisine dirençli hastalarda hastalığın yatışması adına ya da remisyonda olan hastalarda nüksü azaltma adına uygulanabileceğini belirtmiştir. Böylece ülseratif kolit hastalarında apendektomi uygulanması uluslararası bir kılavuzda kolit hastalığının bir tedavi yöntemi olarak yer almıştır.
Kolit hastalarında uygulanan apendektomi tekniği akut apandisitte uyguladığımız klasik apendektomiden bir miktar farklı olmakla birlikte tecrübeli ellerde laparoskopik olarak güvenle gerçekleştirilebilir ve kolit hastalarına yeni bir umut olabilir.